Giriş
Formüle geçmeden önce onu ortaya atan kişiden biraz söz etmek gerekir. Gustav Lambert Radbruch; Alman hukuk felsefecisi, ceza hukukçusu ve bir sosyal demokrattır. Üniversitede akademisyen olarak görev alan Radbruch ayrıca bir dönem adalet bakanlığı yapmıştır. Nazilerin iktidarı ele geçirmesi ile üniversitedeki görevinden alınmış 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle öğretim faaliyetlerine devam etmiştir.
Radbruch Formülü
Radbruch formülü, pozitif hukukun uygulanmasından doğan adaletin yasa üstü bir adaletsizliğe yol açıp açmayacağı üzerine şekillenir. Bilindiği üzere yürürlükte olan hukuk kurallarının uygulanması her zaman adil sonuçlar ortaya çıkarmamaktadır.
Radbruch’a göre pozitif hukuk, içerik bakımından adaletsiz ve amaca uygunsuz bile olsa yine de öncelikli olmalıdır. Pozitif yasa ancak tahammül edilmez bir adaletsizlik boyutuna ulaştığında artık hukuki geçerliliğini kaybedecek ve adalete boyun eğmek, onun karşısında geri çekilmek durumunda kalacaktır.
Yasal Haksızlık ve Yasa Üstü Hukuk
Hitler döneminde dahi askerler suç niteliği taşıyan emirleri yerine getirmekle yükümlü değilken yargıçlar insan haklarını ihlal eden yasaları uygulamakla yükümlüler miydi? Nitekim değillerdi ki o dönemde yargıç sandalyesinden insan haklarını ihlal eden o yasaları uygulayanlar İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu sefer kendilerini sanık sandalyesinde yargılanırken bulmuşlardır. İşte bu yargılama şüphesiz Radbruch formülünün etkisidir.
Günümüzde ise bu formülün etkisini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. Maddesinde görmekteyiz. 2. fıkrası ile hem kanunilik ilkesine hem de geçmişe yürüme yasağına bir istisna getirilmiştir.
Sonuç
Bugün bir mutlak hukuki pozitivizm savunucusu iseniz elbette yürürlükte var olan yasaları istisnasız uygulamak zorunda hissedebilirsiniz. Ancak adaletsizliğe hizmet etmeyi ödevi olarak gören, gerekli cesareti gösteremeyen, kendi canının telaşına düşenler asla özgür olamayacaklardır. Kendi özgürlüğünü elde edememiş olanlarsa nasıl yurttaşlara özgürlüklerinin güvencesini verebileceklerdir? Gerçek bir hukuk devleti inşa edecek olanlar, ancak kendi yaşamı dahil ne pahasına olursa olsun her koşulda adaletin mutlak savunuculuğunu yapacak olanlardır.
